27 Haziran 2011

Kutuplardan kopup onca yol gelmişken Karadeniz’in üzerinde şöyle bir kıvrılıp yatmak istemez mi insan. Hem de başını Sahradan kopan ve Avrupa turu da yapan bir hava kütlesine dayamışken. Sen ona kutuplardaki ayılardan soğuklardan kardan bahsederken o da sana Sahra çölünden, sonra Endülüsten, Ramblastan, Eyfel kulesinden, Tivoli Bahçelerinden bahsederse hikaye elbette bitmez. İşte bu nedenle bu iki sistem kafa kafaya verip epeyce dertleşecek ve aradan da bize Ege üzerinden sert ve serin rüzgarlarını gönderecek. İnanın daha yaşarken Cenneteyiz, vallahi de billahi de cennetteyiz ne olur kıymetini bilelim. Serin hava mı istediniz çıkın Karadeniz’e, sıcak mı istediniz inin Akdeniz’e, ikisinin de ortası mı Batı’ya. Üşüdüm ben sıcak isterim derseniz Doğuya ve Güney Doğuya ve her biri için kat edeceğiniz mesafe sadece 1000 km içerisinde ne pasaport ne kimlik göstermek zorunda da değilsiniz. Yok hocam sen şurayı görmedin diyen yazsın  bu kadar kısa mesafede bu kadar çeşitlilik, hürriyet, ucuzluk bolluk… Haziranı böyle tamamlayacağa benzeriz. Temmuzun ilk yarısı da pek farklı olmayacak gibi. Hatta yağış beklentisi bile var..derim..

Saygılarımla

Cemal Saydam

Category(s): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.