Balat-Hasköy arasında Haliç’i Boğazlama Projesi

Haliç’İ yeniden boğma projesi. Kelimenin tam anlamı ile böyle olacak. Kimdir bilmem ama biri ferman vermiş işte. “Galata Köprüsü Balat Hasköy arası kurula” demiş. Teknik ekipte bakmış neye baktı ise.10 temmuz’da trafiğe de açılacakmış. Ohh İstanbul rahat bir nefes alacak zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Tam anlamı ile birşey kokacak ama argosu yazılmıyor kibarlık nedeni ile ama bol bol hidrojen sülfür kokusuna hazırlıklı olun.
Haliç’e onca yatırım yapmanın yani Eski Galata köprüsünü yeni sistem kazıklı ayaklı sisteme geçirmenin tek nedeni; Galata ve Unkapanı köprülerinin o yükü taşıması için gerekli olan 4 metrelik su kesimi olan dubalarının su akıntısını önlemesini ortadan kaldırmak için idi. Yani yüz milyonlarca dolar bu nedenle harcanmıştı. Sonra bir aklı evvel köprüyü yeniden kullanmaya kalkışmış hatta trafiğe de açmış ama doğa o cezayı yeniden ve de hemen burnuna sokunca köprü kesilmiş ve su akıntısı yeniden sağlanmış ve Haliç biraz da olsa kurtarılmıştı.
Film bu sefer yeniden başa sarılıyor ve de olabilecek en kötü yerde. Ey saygıdeğer teknik ekip o dubalar zaten suda yüzmüyor ki? Haliç’in o bölgesinde 4 metre su derinliği yok ki? O dubalar dip çamurunda oturuyor, ve de o dip çamuru anoksik yani indirgeyici yani demir yiyici yani o dubalar aslında ya delik ya da kağıt kadar ince ve de bence o yükü kaldırmaz. Onca trafiği koyun üzerine o dubalar da batsın o bataklığın içine. Ha tabi size göre su kaldırır, doğrudur su kaldırır da dip çamuru kaldırmaz. Neyse bu teknik ekibin işi vebali onlara ait bir konu. Ben geleyim o ortadaki boşluğun da dubalar ile dolması halinde hem de bir iki haftaya kalmadan olacaklara. Alibeyköy ve Kağıthane’den gelecek tertemiz! sular önlerinde bu bariyeri görecekler ve de o ufacık dar geçitten geçemeyecekler. Sağdan soldan gelip zaten Haliç’in ortasında oluşan adacıklara neden olan yükler organik bozunma nedeni ile parçalanacak oksijen tüketecek ve de zaten bu mevsimde suda doğal olarak en düşük seviyede olan oksijeni sıfırlayacak ama bozunma devam edecek ve de ortaya hidrojen sülfür gazı çıkacak. Ne hikmet ise burnumuzun en hassas olduğu koku ve de diğer kötü kokulu gazlar çünkü yük doğal değil her türlü organik atık bol.
Sonrası bozdur bozdur harca. Padişah neden bunu bana söylemediniz diye teknik ekibe kızacak belki ama okuma özürlü olunca oluyor böyle şeyler. Neyin ne olduğu neden yapıldığı en detaylı hallerinde İSKİ’de mevcut ama bakan kim okuyan kim veya dikkate alan kim.
Bunlar kibar adı “gelişmekte olan” ülkelerin kaderi. Bilimi dikkate almamak, geçici önlemler ile günü geçiştirmek. Umarım yanılırım umarım haksız çıkarım utanırım ve de sizlerden özür dilerim ama bilim yapıyorsak doğayı biraz anlamış isek Haliç’te azacık bile olsa emeklerimiz var ise olacaklar budur.
Şekil de ekledim. Haliç’i asmak için nereden ipi boynuna geçirdiler diye. İşte o kırmızı alan hemen ölecek ve de kokacak alan. Köprü de o trafiği kaldırır mı hiç bilemem ama hiç sanmam. O köprünün dubaları suda yüzmek için yapıldı, çamurda durmak için değil. Umarım o yükle batmaz?

Category(s): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.