Doğal “Poyrazmatik”li günler

Hava havadır değil mi. Bileşenleri şudur budur, alışılagelmiş şeyler işte. Ama bugünden başlayıp Cuma gününe kadar soluduğunuz hava işte sadece ve sadece o bileşenlerden oluşuyor. Yani içinde başkada hiç bir şey yok. Yani toz yok kir yok. Kuzey kutbundan kopan hava akımı tüm Doğu Avrupa’yı katedip bize ulaşıyor.Rüzgarın yolu üzerinde her yer ya karla kaplı ya da ıslak. Yani yerden havaya kalkacak hiçbir katkı maddesi yok. İşte bu nedenle bugün kendinizi son günlerde hissetiğinizden çok daha değişik, zinde, ferah hissediyor olmalısınız. Nedeni basit vücudunuz yapması gereken işlevleri yapıyor da ondan. Dış etkenler ile uğraşmıyor, aklınızı işinize daha rahat verebiliyor ve emin olun ki çok daha sağlıklı kararlar da alabiliyorsunuz. Nedeni de basit. Tertemiz hava. Çıkın bakın bugün yarın her neredeyseniz, ufuk çizgisine. Gözünüz de şöyle bir rahatlasın alabildiğine görsün.İnanın İstanbul’dan bakınca Uludağın tepesini bile görebilirsiniz. Görüş mesafesi bu hafta gündüz vakti en az 100-150 km olacak, şacaksınız. Nedeni de çok basit. Doğal “Poyrazmatik”li günlerdeyiz.

İşte iş adamlarına da anlatmaya çalıştığım bu. Ben bu “poyraz” havasını her zaman her yerde yapabilirim. Ne ağrınız kalır ne sızınız. Hava filtre eden bir işiniz var ise de filtre ömrünüz en az on kat uzar. Düşünün HEPA filtre kullanma durumunda olan bir işiniz var ve kullandığınız filtrenin ömrü en az 10 kat uzamış. Ne demek istediğimi bu filtrelere para ödeyenler bilir. Veya CEO’nuz müdürleri ile hayati kararlar alacağı odada her zaman “poyrazmatik”li havada konuşacak çok daha sağlıklı kararlar alacak. Hemen geçen haftayı düşünün bakalım, nasıldınız nasıl hisssediyordunuz, şimdi nasılsınız. Bunları saymakla bitirmeye imkan yok yeter ki bizim de birşeyler yapabileceğimize inanalım gerisi kendiliğinden gelir zaten.

Neyse efendim, doğal detokslanma günleri olarak adlandırdığım bu günlerde içinize bol bol hava çekin, evinizin camını açın ve tüm evi havalandırın. Kanınızdaki okzalat seviyesini en aza indirin. Etrafınıza bakın biraz da. Akraba eş dost. Sorun bakalım ağrıları sızıları nasıl, romatizmaları nasıl oldu, huysuz bacaklar rahatladı mı, tansiyonlar yerli yerine oturdu mu,bakın bakalım böbrek taşı oynayan varmı etrafta, migreni ağrısı çekenler kaldı mı? Nereden bildim diye de bir daha düşünün bakalım. Müneccim miyim neyim, bazen acaba olsam mı diye de düşünmüyorum değil. Bilimsel açıklama ile yaklaşamadığım kesimlere belki bu müneccimlik sıfatımla yaklaşabilirim.

Hadi durmayın açın pencereyi, çıkın dışarıya ve doyasıya doldurun ciğerleriniz, derin derin soluyun, soluyun soluyun.

Category(s): Haberler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

 

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.